Ucu bucağı olmamak

[D] Çok geniş olmak, genişliği sonsuzmuş hissini vermek.

Ucu dokunmak

[D] Bir kişiye zararı dokunmak, zarar vermek. Zarar görmek.

Ucu ucuna getirmek

[D] Ancak yetişir olmak, hiç fazlası olmamak.

Ucu ortası belli olmamak

[D] Başı sonu kesinlikle belirsiz olmak. Konunun neresinden başlanacağı kestirilememek.

Ucuz atlatmak

[D] Çok az bir ziyan vererek bir tehlikeyi savuşturmak, ondan sıyrılmak, kurtulmak.

Ucuz alan pahalı almış olur

[A] Ucuz mallar genelde kalitesizdirler. Kısa bir zaman geçtikten sonra kullanılmaz hâle gelirler. Aynı malı bir daha almak zorunluluğu doğar. Bunun için o mal bize da* ha da pahalıya gelmiş olur.

Ucuz etin yahnisi yavan olur

[A] Ucuz satılan/ bir malın mutlak eksik bir tarafı vardır. Aranan nitelikleri içermez. Bunun için de ucuz maldan istenildiği gibi yararlanmak da mümkün değildir.

Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti

[A] Alış veriş ederken alacağımız malın ucuz olması dikkatleri hemen çekmemelidir. Modası geçmiş olması, az kullanılır olması, çürük olması ya da çok bol bulunması dikkatlerden kaçmamalıdır. Pahalı malın da sağlam olması az bulunur olması, çok kaliteli olması gibi sıfatları vardır. Mal alınırken bunlara dikkat etmek gereklidir.

Uçan kuşa borcu olmak

[D] Çok kişiye ve yere borcu olmak. Sayılmayacak kadar borcu ve borçlusu olmak.

Uçan kuştan medet ummak

[D] Etrafında bulunan bütün kişilerden yardım bekleyecek duruma gelmek.

Uçkuruna sağlam olmak

[D] Namus konusunda güvenilir olmak. Her önüne gelen ile düşüp kalkmamak.

Uçta yatıp ortada bulunmak

[D] Bir işde büyük bir emeği olmadığı, o işden bir çıkar beklemediği hâlde gelişen olaylar nedeniyle çok üstün ve kârlı duruma gelmek.

Ufak tefek görüp de Karamürsel sepeti zannetmek

[D] Kişinin dış görünüşüne bakıp hükme varmak yanlıştır. Hele kişinin dış görünüşünü küçük ve çelimsiz görüp değer vermemek; işe yaramaz olarak nitelemek çok yanlıştır.

Uğurlar ola

[D] Yolculuğunuzun iyi şartlarda ve huzur içinde geçmesini dilerim.

Ulu sözü dinlemeyen ulu yakalır

[A] Tecrübeli kimselerin sözlerini dinlemeyip kendi kafası doğrultusunda giden kimseler sonunda büyük zararlara uğrarlar. Sıkıntı ve dertten kurtulamazlar. Her zaman dertlerini söyleyip dolaşır hâle gelirler.

Ulular köprü olsa basıp geçme

[A] İnsan kendinden büyüklere her zaman hürmet etmelidir. Kendinden yaşça, tecrübece büyük olan kimse mevki itibariyle daha aşağıda da olsa, hatta yoksul bile olsa her zaman gerekli hürmet büyüklere yapılmalıdır, gösterilmelidir. Onları küçük düşürmek en kötü davranıştır.

Ulu orta konuşmak

[D] Düşünmeden söylemek, rastgele söylemek.

Ummadığın taş baş yarar

[A] Kişiler hakkında hüküm verirken onları yakından tanımak gerekir. Dış görünüşüne bakılıp verilen kararlar bazen büyük hatalara yol açar. Kendisinden hiçbir şey beklenilmeyen kimseler umulmadık başarı gösterebilirler.

Umurunda olmamak

[D] Önem vermemek, aldırmamak.

Umut fakirin ekmeğidir

[A] Fakir olan kimseler her zaman, çok kısa süre sonra durumlarının değişeceğini rahat ve mutluluğa kavuşacakların dÜşleyerek avunurlar.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 2 sayfadan 1. sayfadasınız, sayfaya git: 1, 2, Sonraki