Aile faciası

[S.G] Bir ailenin çeşitli nedenlerle zor duruma düşmesi. Durumu çok iyi iken birden bozulmak zor durumda kalmak.

Arabasını düze çıkarmak

[D] Sıkıntılı bir durumu atlatıp işini yoluna koymak.

Dilli düdük

[D] Çok konuşan, geveze.

Güven vermek

[D] - kilerin kendisine güvenmesini sağlamak.

Haraca kesmek

[D] Bir kimseden zor kullanarak para almak. Zorbalık ederek belli zamanlarda para almak.

Kanaat tükenmez hazinedir

[A] Kişi elindeki ile yetinmesini iyi bilir, gelirini giderini ayarlarsa, başkaları ile yarış edeceğim diye borca girmeyi göze almazsa ömrünü sıkıntısız, rahat ve huzur içinde geçirir. Çünkü istemenin, aç gözlülüğün bir sonu yoktur, insanı huzursuz, hayatı mutsuz kılar.

Kol kırılır yen içinde, baş yarılır fes içinde

[A] Aile içinde her zaman olumlu davranışlar olmaz, çekişmeler de olabilir. Ancak bunların dışarı aktarılmaması aile içinde kalması gereklidir. Aile içinde hâl çareleri aranmalıdır. İş yerimiz, okulumuz da birer aile kabul edilmelidir.

Safrası kabarmak

[D] Aç olduğu için midesinden bulantı hissetmek.

Tütünü tepesinden çıkmak

[D] Çok üzülmek, bir acı etkisiyle büyük üzüntü duymak, yanmak.

Zülfi yâre dokunmak

[D] Güçlü ve hatırlı bir kimseyi bir nedenle gücendirmek, kırmak. Çok saygın bir kimseyi gereksiz söz davranışlarla gücendirmek.
Sitesi.WEB.TR © 2010 - 2021