Biri eşikte biri beşikte olmak

[S.G] Çok çocuğu olmak. Hem çok çocuğu olmak, hem de bakımında zorluk duymak, sıkıntı çekmek.

İki ayağını bir pabuca sokmak (koymak)

[D] Bir işin çabuk yapılması için bir kişiyi çok sıkıştırmak. Acele ettirmek.

Kendisi muhtacı himmet bir dede, nerde kaldı gay-rıya himmet ede

[D] Kendisi yardım bekler hâldedir. Bir başka kimseye yardımda bulunması mümkün değildir, düşünülemez bile.

Kozunu yitirmek

[D] Karşısındakine emretme gücünü kaybetmek. Elinde bulunan imkânlarını kaybetmek. Yenilir hâle gelmek.

Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş

[A] Kuma bir erkeğin evlendiği ikinci, üçüncü vb. kadınlara denir. Elti ise erkek kardeşlerin karılarının birbirlerine göre durumlarıdır. Bir evde kuma varsa son söz evin erkeğinin olacağından kumaların biri arada bulunmaları, anlaşmazlıklarını çözmeleri mümkün olacaktır. Ama eltilerin her birinin kocaları ayrı olduğu için tutumları ayrı olacaktır. Bir birlik elde edilemeyeceğinden eltilerin bir evde oturmaları, kavgasız gürültüsüz geçinmeleri mümkün değildir.

Kuyusunu kazmak

[D] Felâketini hazırlamaya çalışmak. Felâkete düşmesi için düzen kurmak, tuzak hazırlamak.

Ölüm var, dirim (kalım) var

[A] İnsanlar malını ve zamanını, varlığını düşünerek kullanmalıdır. Geleceğini düşünmelidir.

Serçe gibi bir dalda durmaz

[Ö] Çok hareketli olmak. Bir yerde uzun zaman kalmamak. Bir işde bir fikirde uzun zaman durmamak, değiştirmek.

Tel çekmek

[D] Telgraf çekmek. Etrafını tel ile çevirmek.

Üstüne yıkmak

[D] Bir suçu başkasına yüklemek.
Sitesi.WEB.TR © 2010 - 2021