Aç at yol, aç it av almaz

[A] Yakınımızdaki çalışanları iyi doyurmazsanız onlardan verim alamazsınız.

Ata oğula bir bağ verir, oğul ataya salkım vermez

[A] Analar babalar çocuklarını okutup büyütmek için çok çok harcamada bulunurlar. Kendilerinin yemediklerini çocuklarına yedirirler, giymediklerini giydirirler. Çocuklar büyür. Büyük mevki sahibi olurlar. Ana baba da bu vakte kadar iyice yaşlanmış olurlar. Birçok ihtiyaçları ortaya çıkar. Çocuklar ise büyümüş evlenmişlerdir. Kendi ihtiyaçları da vardır. Anne ve babalarının ihtiyaçlarını bu sebepten genellikle görmezlikten gelirler. Küçük bir yardımda bulunmayı çeşitli bahanelerle reddederler.

Gerekliyi gereksizken saklamalı

[A] Her zaman her şey lâzım olmaz. Ama bu bana lâzım değil diyerek hemen ortadan kaldırmak da doğru olmaz. O eşyanın ileride lâzım olacağını düşünerek bir yerde saklamakta yarar vardır. Zamanı gelip gerekli olduğunda saklandığı yerden alıp kullanmakla hem işimizi görmüş oluruz hem de zamandan ve paradan tasarruf yaparız.

Kedi ciğere bakar gibi

[D] Arzulayarak, imrenerek bakmak. İştah ile bakmak.

Kurdu koyun ile bir araya getirmek

[D] Toplumda düşmanlığa son verip herkesin güvendiği tarafsız bir yönetimi uygulamak. Çok iyi bir yönetim sergilemek.

Küçük dilini yutmak

[D] Çok şaşırmak. Donakalmak.

Lokma karın doyurmaz, şefkat artırır

[A] Bir kişiye yemek yedirmek, armağanlar vermek o kişinin ihtiyaçlarını karşıladığı için değil aradaki sevgiyi çoğalttığı için çok değerlidir.

Misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur

[A] Misafir, ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram edeceğini umar. Ev sahibi ise bütçesini ayarlamak zorundadır. Bunun için çok defa misafirin umdukları gerçekleşmez.

Mürekkebi kurumamak

[D] Yazılı bir anlaşmanın üzerinden çok kısa bir zaman dahi geçmeden. Çok yeni.

Parmağını basmak

[D] - rıp kâğıt üstüne basmak sureti ile imza atmak. O işi kollayıp kovalamak, dikkatleri çekmek.
Sitesi.WEB.TR © 2010 - 2021