Acemi katır kapı önünde yük indirir
[A] Elinden yeterince iş gelmeyen kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar. Eksik ve pürüzlü yaparlar. Veya yarım bırakıp kaçarlar.
Bir nalına bir mıhına
[D] (Hem nalına hem mıhına) Bir olayda her iki yanı da desteklemek, taraftar gözükmek.
Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı
[D] Pek çok şeyi denedimse de çıkar yol bulmak mümkün olmadı.
Hangi peygambere kulluk edeceğini şaşırmak
[D] Kime inanacağına, kimin sözünü dinleyip yerine getireceğine karar verememek, şaşkın olmak.
Kapı dışarı etmek
[D] Kovmak, atmak.
Mart ayı dert ayı
[A] Mart ayı kış ile ilkbahar arasındaki geçiş ayıdır, havalar (her gün denecek kadar) sık değişir. İnsanların bu sebeple hastalanması kolaylaşır. Aynı zamanda yiyecek ve yakacakların da sonunun geldiği sıkıntılı bir aydır.
Sarmısak yemedim ki ağzım koksun
[D] Fena bir iş yapmadım, onun için korkmam. Bu kötü işle benim hiçbir ilişkim olmamıştır. Onun için korkmama da gerek yoktur.
Soyup soğana çevirmek
[D] Varını yoğunu almak. Hiçbir şey bırakmamak.
Yuva bozmak
[D] Bir aileyi oluşturan karı kocayı birbirinden ayırmak. Felâket getirmek.
Zembil ile gökten inmek
[D] Kendisinde hiç kusur görmeyen, kendini ve davranışlarını herkesten üstün sayan.