Anasından emdiği burnundan gelmek

[D] Bir görevi sonuçlandırırken çok büyük sıkıntılara katlanmak, eziyet çekmek.

Beslemeden kadın, gül ağacından odun olmaz

[A] Gül narin ve kıymetli bir bitkidir. En kalın yerinden bile odun olmaz. Yakılsa da odun değerinde değildir. Besleme ise onun bunun terbiyesinde büyüdüğü için ev kadınlığını bilemez, bunun içindir ki ev kadını olması zordur. Mümkün değildir.

Biri eşikte biri beşikte olmak

[S.G] Çok çocuğu olmak. Hem çok çocuğu olmak, hem de bakımında zorluk duymak, sıkıntı çekmek.

Ele verir talkını, kendi yutar salkımı

[D] Etrafındakilere iyi olmaları yönünde nasihatlar verdiği hâlde kendisi bunların hiçbirine uymaz.

Gölge düşmek

[D] Bir işin içine hile girmek. Doğru yoldan ayrılmış olmak. Şüpheli duruma gelmek. İnanılması güç hâle gelmek. (İş için.)

Güneş gibi meydana çıktı

[S.G] Bütünüyle göründü. Hiçbir saklı yeri kalmadı.

İki ayaklı kütüphane

[D] Çok bilgili, çok şeyi bilen kimse.

Paçavrasını çıkarmak

[D] İler tutar yerini bırakmayacak şekilde eleştirmek. İşe yaramadığını ortaya koyacak kanıtları açıklamak.

Surete bakma, sirete bak

[G.S] Kişinin dış görünüşü iyi veya fena olabilir, buna bakarak hüküm vermek doğru olmaz. Önemli olan insanın iç görünüşüdür. Duyguları, davranışları, duygularını dile getirişidir. Kişi hakkında hüküm verirken o kişinin iç görünüşünü dikkate almak gereklidir.

Yerini yadırgamak

[D] Yerinden, işinden memnun olmamak, ısınamamak, huzursuzluk duymak.
Sitesi.WEB.TR © 2010 - 2021