Bu bir kervansaraydır ki konan göçer
[Ö] Dünya insanların çok kısa bir zaman kaldıkları geçici bir mekândır, yerdir. İnsan ne kadar uzun yaşarsa yaşasın sonunda ölecektir. O hâlde kişi bir gün öleceğini aklından çıkarmayıp çokça iyilik yapmalı, davranışlarında uyumlu olmalıdır.
Deve hamur yutar gibi
[S.G] Bir işi zorla ve kısa aralıklarla yapmak.
Gürültüye getirmek
[D] Karışıklığa getirerek istediği şeyleri yaptırmak. Bir önemli konuyu, diğer konuları ön plâna geçirerek konuşma dışı bıraktırmak.
İmaret yapılmadan dilenciler dizildi
[D] Daha işe başlanmadan işin nasıl sonuçlanacağı bile belli değilken o işden çıkar sağlamak isteyen kimseler toplandı. Bu işden çıkar sağlamak isteyenler hazırlıklarını yapıyorlar.
Kabahat ölende değil, öldürendedir
[A] Yapılan her işde karşımızdakini aşırı sinirlendirmekten sakınmalıyız. Karşısındakini söz ve hareketleri ile aşırı tahrik eden kimse, onun hücumlarına karşı çaresiz kalabilir. Hatta ölebilir de. Bunun nedeni kendini kaybedip bu cinayeti işleyende değil, onu da o derecede tahrik edip cinayeti işletendedir.
Kıçı kırık
[D] İlgi çekmeyen, önemsiz.
Meramın elinden bir şey kurtulmaz
[A] Bir şeyi yapmayı çok arzu eden, hevesli, azimli kimse mutlaka o işi yapar başarıya ulaşır.
Ödünç; güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider
[A] Ödünç verilirken veren de alan da güler yüzlüdür mutludur. Ödünç alınan geri verilirken ise durum değişiktir. Alınan eşya eskimiş, en azından yıpranmıştır. Malın sahibi yeni malını yıpranmış olarak alırken güler yüzlü değildir. Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur.
Peşkeş atın dişine bakılmaz
[A] Bedava gelen, hediye edilmiş olan bir malın niteliği üzerinde konuşmak hatalıdır. Hediye vereni zor durumda bırakabilir.
Sözünü balla kestim
[D] Sözü kesmek zorundaydım, beni bağışlamanızı, hoş görmenizi dilerim.