Dolu dizgin gitmek
[D] Son süratle, hızla gitmek.
Kurbanlık koyun gibi bel bel bakmak
[D] Ne olacağını, nasıl olacağını anlamadan şaşkın şaşkın bakınmak.
Para etmemek
[D] Değeri olmamak. Etkisini gösterememek, etkisi olmamak.
Sıfırı tüketmek
[D] Hiçbir şeyi kalmamak, bütün imkân ve gücünü kaybetmek.
Sulu göz
[D] Gereksiz de olsa her şeye ağlayan.
Türk gibi mert
[G.S] Sözüne güvenilir, hiçbir zaman sözünden dönmez, kötülük ve kalleşlik yapmaz, yiğit kimse.
Yarım elma gönül alma
[A] Dostlar birbirini her zaman anmalı ve hatırlamalıdır. Hatır sormak, küçük armağanlar vermek dostlukların kuvvetlenmesi için yeterlidir.
Yazın başı pişenin kışın aşı pişer
[A] Her iş zamanında yapılmalıdır. Yazın ürününü kaldıran kimse kışın rahattır. Gençliğinde akıllı davranıp tasarruf yapan kimse ihtiyarlığında rahat eder.
Yüzüne bakılır
[D] Güzelce. Oldukça güzel.
Zemheri soğuğu gibi söz
[S.G] Sözleri gönül alıcı değil. Soğuk duş etkisi bırakıyor, sevilmiyor.