Fasulye gibi nimetten sayılmak

[D] Kendini değerli bulmak, göstermek.

Göz görür, gönül çeker

[A] Kişi görüp incelediği şeylere karşı istek duyar. Bilmediği görmediği şeyleri istemez, arzu etmez.

Gürültü istemeyen bakırcı dükkânına girmez

[A] Huzur ve rahatlık isteyen kimseler gürültülü işlere girmemelidir. Huzur isteyen kimseler içinde huzursuzluk olan işleri bilip, onlara girmemelidirler.

Her kafadan bir ses

[D] Bir konu üzerinde konuşanların hepsi ayrı ayrı şeyler söylüyorlar. Bunları birleştirip konunun çözülmesi mümkün değil. Herkes ayrı şeyler söylüyor.

Kabuğuna çekilmek

[D] Etrafı ile ilgisini kesip kendi hâlinde bulunmak. Kimse ile görüşmemek.

Kaş yapayım derken göz çıkarmak

[D] Küçük bir işi düzelteceğim derken daha büyük bir zarara sebep olmak.

Seyrek git dostuna, kalksın ayak üstüne

[A] Dost da olsa karşısındakini sıkmak doğru değildir. Kişiye en çok dostu katlanır. Ama günün birinde o da katlanamaz hâle gelir. Bunun için dost da olsa seyrek gitmeli sevgi ve itibar görmelidir.

Tamtakır kuru bakır

[D] İçi bomboş, boşaltılmış. Cebinde parası yok, züğürt.

Yeldim yeldim, yele verdim; ekmeğimi sele verdim

[D] Çalışmam, uğraşmalarım boşa gitti. Çalışmamın sonu olan emeklerim işe yaramadı.

Yüreği kabarmak

[D] İçine sıkıntı çökmek, karamsarlık duymak.
Sitesi.WEB.TR © 2010 - 2021