Baş ağır gerek, kulak sağır
[A] Kişi ağırbaşlı olmalıdır. İşittiği her dedikoduyu duymamalı veya duymamış gibi davranmalıdır.
Dağına göre kar yağar
[D] Allah kullarına taşıyabilecekleri kadar sıkıntı verir. Tanrı insanlara, lâyık oldukları kadar, hak ettikleri kadar dert veya ferahlık verir.
Eline eteğine doğru
[D] Namussuz değil. Hırsızlığı yok.
Hüküm sürmek
[D] İşin başında olmak. Yetkisini yürütür olmak. Etkisi devam etmek.
Lâfı çiğnemek
[D] Anlatılmak isteneni bir şekilde açık biçimde söyleyememek. Gevelemek.
Meyveli ağacı taşlarlar
[A] Bilgisi, zenginliği veya hüneri ile toplum içinde yükselmiş kimselere hücum edenler, onları çekemeyenler çoktur.
Top atmak
[D] Zarara uğramak. İflâs etmek. Öğrenci için sınıfta kalmak.
Uzun boylu
[D] Ayrıntılarını hesap ederek, etraflıca. Uzun uzadıya.
Yüz göz olmak
[D] Biriyle senli benli bir hâle gelmek. Resmîliği kalmamak.
Yüzünü ağartmak
[D] Bir kimsenin, yakınının şerefini yükseltecek işler yapmak. Övgüye değer iş yapmak.