Ayak divanı
[D] Olağanüstü durumlarda, özellikle savaş alanlarında olayın meydana geldiği yerde yapılan kısa toplantı.
Boynun kıldan ince olması
[D] Adaletin veya adil davranan kişinin vereceği her türlü cezaya razı olunması.
Deve kırk yılda intikam almış, ne erken oldu demiş
[A] Hayatta öyle insanlar vardır ki kendilerine yapılan kötülüğü bir türlü unutmazlar. Aradan çok uzun yıllar geçse bile fırsat buldukları zaman hemen intikam alırlar.
Deve kini tutmak
[D] Unutulmayan, hiçbir zaman eskimeyen, hep taze tutulan kin, nefret.
Kuru lâf karın doyurmaz
[A] Bir gayret göstermeden, bir yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle bir iş yapmak, olumlu sonuç elde etmek, mümkün değildir.
Oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti
[D] Elde bulunan bir malı veya parayı esas yöneticiye haber vermeden yönetimde hakkı bulunanlardan her biri rastgele istediği gibi harcayarak çarçur edip bitirdi.
Safra atmak
[D] Yük olan bir nesneden kurtulmak. Yük olan şeyi uzaklaştırmak.
Taban tepmek
[D] Sıkıntıya, yorgunluğa katlanarak uzun uzun yol yürümek.
Toprağa bakmak
[D] Ölümü yakın olmak (görünmek).
Yemeyenin malını yerler
[A] İnsan sahip olduğu malı, parayı ihtiyacı doğrultusunda harcamasını bilmeli, pintilik etmemelidir. Pintilik eder malını yiyemezse kendinden daha güçlüler çeşitli yollarla bu malı onun elinden alırlar. Kimse alamasa bile kişinin yemeğe kıyamadığı, biriktirdiği bu malı parayı mirasçılar kolaylıkla yerler.