Gözdağı vermek
[D] Bir şeyi yaptırmak için tehdit eder şekilde konuşmak. Söz ve davranışlarla karşısındakini korkutmaya çalışmak.
Hesap sormak
[D] Sorguya çekmek. Uygun olmayan bir davranışının niçin yapıldığının açıklamasını istemek, açıklama istemek.
Kuru başına
[D] Yalnız, tek başına, kimsesiz.
Kuş kadar canı olmak
[D] Cılız, küçük, dayanıksız olmak.
Lâf ebesi
[D] Çok söz söyleyen, herkese söz yetiştiren kimse.
Oldu olacak, kırıldı nacak
[D] Olay sonuçlanmıştır, bitmiştir. Bu şekilde kabul etmekten başka çare yoktur anlamında kullanılır.
Rüzgârın önüne düşmeyen yorulur
[A] Toplumun genel gidişine uymayan kişi zorluklarla karşılaşır, yıpranır, başarısızlığa uğrar. Topluma uymak genel kural olmalıdır.
Sana göre şapla şeker bir
[D] İyi ile kötüyü, yararlı ile yararsızı ayıracak durumda değilsin, ayıramıyorsun.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış
[A] Kişiler kendi mevkilerini iyi bilmelidir. Kendinden çok üstün bir mevkide bulunan kimseye küsen, darılan kişinin bu davranışından üst mevkideki kişinin haberi bile olmaz. Bazen haberi olsa da umursamaz. Böyle davranışlar kişiye bir şey kazandırmaz, kaybettirebilir.
Yangını yok, zelzelesi yok
[S.G] Çok sağlam bir iş veya mal, garantili.