Bilimden güç almak
[S.G] Bilginin kişiye verdiği güvene, mutluluğa, inanca güvenmek. Bu nedenlerle kendine güvenmek, güveni artmak.
Cirit atmak
[D] Ortalığı boş bulup istediği gibi davranmak. Faydalı olmayan varlıkların boş buldukları ortamda istedikleri gibi davranmaları.
Çok mal haramsız, çok lâf yalansız olmaz
[A] Pek fazla mal sahibi olan kimselerin bu mallarının elde edilmesinde kanunsuz yollara da başvurduğu akla gelir. Kanunlara uygun yoldan bu kadar mal kazanmak mümkün değildir. Çok fazla konuşan kişiler de sözlerine ilgiyi sürdürebilmek için konuşmalarına az da olsa hakikat olmayan sözler; yalan katmak zorunda kalırlar. Buna mecbur olurlar. Haksız mal elde etmek onunla öğünmek, çok konuşarak etrafındakilere yalan yanlış şeyler söylemek insan olmanın özelliklerinden değildir.
Göz atmak
[D] Şöyle bir bakmak. Kısa bir bakış. Üzerinde fazla durmadan şöylece bakmak.
Haddi varsa
[D] Başına gelecek tepkilerden korkmuyorsa. Sıkıysa.
Hapı yutmak
[D] Kötü duruma düşmek, zor durumda kalmak.
Her koyun kendi bacağından asılır
[A] Toplumda her kişi kendi yaptıklarından sorumludur. Gerekirse yaptıklarının hesabını vermekle yükümlüdür.
Mal canın yongasıdır
[A] Can her şeyden kıymetlidir. Ama zorluklarla elde edilen mal da cana yakın değer taşır. Bunun içindir ki kimse malının boş yere kaybolmasına, elinden alınmasına tahammül edemez, katlanamaz.
Omuz vermek
[D] Omuzu ile dayanmak. Destek vermek.
Ödünç yiyen kesesinden yer
[A] Borç alan kimse bunu başkasının değil kendi parası imiş gibi kullanmalıdır. Başkasından alsa da nasıl olsa günü geldiğinde kendisi ödeyecektir. Kendisinin parası, malı gibi davranmalıdır.