Göze gelmek
[D] Göz değmek. Nazar değmek.
Gözü aç olmak
[D] Aç gözlü olmak, doymak bilememek.
Gözü açık gitmek
[D] Arzularına kavuşamadan, arzularını gerçekleştiremeden ölmek.
İki ucunu bir araya getirememek
[D] Kazanılan ile harcanan arasında bir denge kuramamak. Düşündüğü düzeni yaşamında uygulayamamak.
Kişi haddini bilmek gerek
[Ö] İnsanlar nerede konuşulacağını nerede susulacağım bilmelidirler. Bilgisinin görgüsünün elverdiği kadar konuşmalıdır. Böyle yapılırsa sevilen sayılan kişilik kazanılır.
Tabakhaneye bok götürmek
[D] Bir işde gereğinden fazla acele etmek.
Tekerine çomak sokmak
[D] Bir kimsenin çok iyi giden işini engelleyici hareketlerde bulunmak.
Yaya kaldın tatarağası
[D] İstediklerini gerçekleştiremeyeceksin, çünkü güvendiğin yerlerden yardım gelmeyecektir.
Yengeç gibi yan yan gider
[D] Bir yandan kabadayılık taslayıp, bir yandan kalleşlik düşünen kimseler için söylenir.
Yerle bir etmek
[D] Yok etmek. Yıkıp, yer seviyesine indirmek. (Taş taş üstünde bırakmamak.)