Ekmek düşmanı
[D] Bir erkeğin eşi, karısı.
Hırsıza yol göstermek
[D] Art niyetli kişilere yapabilecekleri kötülük için bilerek veya bilmeyerek imkân sağlamak.
Keyfinin kâhyası olmamak
[D] Kimsenin onun yaptıklarına karışmaya hakkı bulunmamak. Dilediğini yapmakta kendini serbest hissetmek.
Koca öküze boynuzu yük değil
[A] İnsanlara kendi işleri ve ailesinin sorumlulukları zor gelmez. Onları yıllardır görmüştür, ilgilenmiştir, alışmıştır.
Kötü söyleme eşine, zehir katar aşına
[A] Dostumuz olan kimseler hakkında kötü konuşmamalıyız. Bu dostluğa yakışmaz. Dostumuz hakkındaki konuşmalarımız kendisi tarafından duyulursa o da bizim hakkımızda belki daha da kötü konuşur, bizi aşağılar. Bu da bizim için büyük bir kötülük olur.
Lâf taşımak
[D] Bir kişi aleyhinde söylenmiş ve gizli kalması gereken konuşmaları o kimseye iletmek.
Safra bastırmak
[D] Açlığını giderecek kadar az bir şey yemek.
Saldım çayıra, Mevlâm kayıra
[A] İyice bakılması gereken, dikkat isteyen bir işde, istenilen dikkatin gösterilemeyeceğini belli etmek için kullanılır. Bundan sonrasına ben bakamıyorum, Tanrım gerisi sana emanettir.
Söylesem söz olur, söylemesem dert
[Ö] Yaptığı çok kötüdür. Yüzüne vurulsa dedikodu yapıp üste çıkmaya çalışacaktır. Ben de düşman kazanacağım. Söylemesem bu yaptıkları yanına kalacak, bir daha tekrarlanacak, kötü sonuçlar alınacaktır. Bu da bana sıkıntı verecek bir durum oluşturacaktır.
Teslim bayrağı çekmek
[D] Yenilgiyi kabul etmek. Teslim olmak.