Esamisi okunmamak
[D] Hiç hatırlanmamak. Değer verilmemek.
Herkesin nabzına göre şerbet verir
[D] Kendi kişiliğini hesaba katmadan başkaları nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davranır. Kendi çıkarı için başkalarının istediği gibi davranır.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla
[D] Sözümüzü duyabilen iki kişiden birine hitap edilirken, sözlerimizin diğerini etkilemesi için söylenir.
Körünü öldürmek
[D] Hevesini almak.
Küp gibi
[D] Çok şişman. Tıknaz.
Salık vermek
[D] Tavsiyede bulunmak, önermek. Uygundur demek.
Sarımsağı nerede yedinse ağzını orada kokut
[D] Çıkarın hangi yerde ise sen de oraya git. Seni bu duruma getirenler kimlerse senin sıkıntını da çalımını da onlar çeksin, katlansın.
Şeşi beş görmek
[D] Doğru görmemek, yanlış görmek. Görüşte yanılmak.
Yıldızı yükselmek
[D] Şansı yaver olmak. Şansı açılmak. Talihi açılıp parlamak.
Zembil ile gökten inmek
[D] Kendisinde hiç kusur görmeyen, kendini ve davranışlarını herkesten üstün sayan.