Aba altından değnek göstermek

[D] Sert görünmemekle birlikte karşısındakini üstü kapalı bir biçimde korkutmak.

Aba dervişin, kebe çobanın

[Ö] Toplumda herkes kültürü ve çalışması derecesinde elde ettiği imkânlara razı olmalıdır. Buna uymayanlar huzursuzlukları ve yenilgileri peşinen kabul etmelidirler.

Aba vakti aba, yaba vakti yaba

[A] Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur. Başarı yolu kendiliğinden açılır.

Abacı, kebeci; ya sen neci?

[D] Her kişinin bir işi, iyi bildiği bir konu olmalıdır. Boş ve kültürsüz kişiler bu insanların yanında zor durumda kalırlar. Bu duruma düşmemek için zamanımızı boşa geçirmeyip bilgisiz kültürsüz olmaktan sakınmak gerekir.

Abanın kadri yağmurda bilinir

[A] Daha önce değersiz gibi görünen her şeyin kullanım zamanı gelince ne kadar çok değeri olduğu anlaşılır.

Abası kırk yamalı

[Ö] Çalışmalarda ve düşüncelerinde tutarsız olanlar için söylenir.

Abbas yolcu

[D] Kişinin yola çıkacağı zaman söylenir. Diğer bir anlamı ise (artık ölmek üzereyim, öteki dünyaya yolcuyum) demektir.

Abbasın kör kazı gibi atıştırmak

[Ö] Bilinçsiz bir şekilde, yararını zararını bilmeden çok ve çabuk bir şekilde ne bulursa yemek.

Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister

[A] Sosyal seviyesi birbirine yakın insanlar birbirlerini çekemezler. Bu durumdaki yakın dostlar, dostlarının kendi durumlarından daha ilerde olmasını arzu etmezler.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz

[A] Kişiler sevdikleri uğraşları yapmaktan zevk alırlar ve bunu tekrarlamaktan usanmazlar.

Abdalın dostluğu köy görününceye kadar

[A] İnsanlarla çıkarı için dostluk kuran kimseler yeni imkânlar bulup ihtiyaçları kalmayınca ilişkilerini hemen keserler.

Abdalın karnı doyduktan sonra gözü yolda olur

[A] Kendi çıkarlarını düşünen insanların dostlukları geçicidir. Çıkarlarını sağladıkları işleri bittiği zaman dost dedikleri kişiyi derhal terk ederler. Yapılan iyiliğe karşı bir minnet borcu dahi duymazlar.

Abdestsiz softaya namaz dayanmaz (namaz mı dayanır)

[A] Kişi kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmalıdır. Yarım yapılan işler kişiyi sorumluluk içinde bırakır. Yarım iş yapmaktansa hiç yapmamak daha iyidir. Çünkü insan kişileri kandırdığını sanmakla bir yere varamaz.

Ablukaya almak

[S.G] Etrafını sarmak, başka kişi ve olaylar ile ilişkisini kesmek, bu yolla baskı altına almak.

Abidin ibadeti nefsinedir

[A] Nasıl ibadet eden kendisi için çalışır, çalışmasının sevabını alırsa; toplumda da kişinin yaptığı işlerin sorumluluğu bütünüyle kendisine aittir. Bu sorumluluğu başkalarının üstüne yüklemeye çalışmamalıdır.

Acele etme ey hatun, işte geldi (Türceûn)

[Ö] Hiçbir işte acele etmemek gerektir. Nasıl olsa istediğimiz an, bizim istediğimiz şekilde gelecektir. Dilediğimiz gibi olacaktır.

Acele işe şeytan karışır

[A] Hiçbir işi gerekli zamandan daha az bir vakitte yapmamalıyız. Her iş için belli bir zaman dilimi vardır. Çabuk yapayım, erken bitireyim derken yapılan iş iyi sonuç vermez veya yarım kalır; sonuçlanmaz.

Acele işin tembel işçisi

[Ö] Zamanında bitirilmesi gereken iş, o işin sorumluluğunu bilen kişiye emanet edilmelidir. Sorumluluğunu bilmeyen kişiye verilen sorumluluklar başarı sağlamaz.

Acele kalkan nedametle oturur

[A] Acele ile yapılacağı zannedilen işler iyi sonuç vermez, pişmanlıklara sebep olur. Başarı elde etmek için acele etmeyip dikkatli hareket etmek gereklidir.

Acem mübalaası

[Ö] Sözü gereğinden çok fazla olarak büyütmek, abartmak. Konuyu gülünecek kadar büyütmek.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 16 sayfadan 1. sayfadasınız, sayfaya git: 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki