Ha bire

[D] Arka arkaya. Hiç durmadan.

Ha geldi, ha gelecek

[D] Çok yakında gelecek, nerdeyse gelecek, gelmesi gerek.

Ha hoca Ali, ha Ali hoca

[D] İki şey ilk bakışta birbirlerinden farklı gibi görünüyorlarsa da esasta birbirlerinden farkı yoktur, birdir, aynıdır.

Habbeyi kubbe yapmak

[D] Küçük şeyleri büyük göstererek sorun gibi sunmak, göstermek. Problem yapmak.

Hac sevabı yazılmak

[Ö] Yapılan iyiliğin çok gerekli olması, bir anda yapılmasıyla iyilik yapılanın çok büyük bir dertten kurtarılması. Bu davranışların getirdiği mutluluk, huzur.

Hacet kalmamak

[D] Lüzum hissetmemek. Gerekli görülmemek.

Hacet yeri

[D] Ayakyolu, abdesthane.

Hacı bildiğimizin haçı koynundan çıktı

[D] Çok iyi olarak bildiğimiz ve kendini çok iyi olarak gösteren kimsenin gerçek yüzünün böyle olmadığı, çok kötü bir kimse olduğu meydana çıktı, anlaşıldı.

Haddi varsa

[D] Başına gelecek tepkilerden korkmuyorsa. Sıkıysa.

Haddini bilmeyene bildirirler

[A] İnsanlar bilgi ve görgüleri doğrultusunda hareket etmelidirler. Bilmediğini söyleyene, yetkili olmadığı hâlde yetkiliymiş gibi konuşana, çizmeden yukarı çıkana yaptıklarının doğru olmadığını çok sert bir şekilde hatırlatırlar, ders verirler.

Hatta sekiz, gün dokuz

[D] Sık sık, hemen hemen her gün, usandıracak şekilde (rahatsız etmek).

Hafife almak

[D] Önemsiz kabul etmek, önem vermemek.

Hak beterinden saklasın

[Ö] Tanrı bu kötülükleri ve bundan daha da çok kötülük sıkıntı ve dertleri bir daha vermesin, korusun.

Hak değirmende olur

[G.S] Harcadığın emeğinin sonucunu hakkımdır diyerek alacağını zannetme, çünkü hak ancak değirmenlerde uygulanır olmuştur. (Değirmende öğütülen tahıldan belli bir miktarı öğütme bedeli olarak değirmenci tarafından alınır. Buna "hak" denir.)

Hak deyince akan sular durur

[A] Anlaşmazlıklarda doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, hakkaniyet yolundan hareket edilirse kimsenin söyleyecek bir sözü, bir eleştirisi kalmaz, olamaz.

Hak doğrunun yardımcısıdır

[A] - tır.

Hak gelince batıl gider

[A] Doğruluğun, hakikatin, iyiliğin bulunduğu yerde düzenin, yalanın, kötülüğün bulunmasına imkân yoktur. Bunun için her zaman doğrudan, iyilikten, hakikatten yana olmalıdır.

Hak yerini bulur

[A] Yapılan her türlü haksızlıklar, zulümler devam etmez. Gün gelir devletin kolluk kuvvetleri haksızlık yapanların, zalimlerin cezasını verir. Tanrı da bu kimselerin hak ettikleri cezayı çok kere yaşarlarken vermektedir. Doğruluk hiçbir zaman geride, yerde kalmaz.

Hakimsiz, hekimsiz yerde durulmaz

[G.S] İnsanların her zaman aradıkları iki önemli şey vardır. Adalet ve sağlık. Adaletin olmadığı bir yer, sağlık şartlarının gerçekleşmediği bir yer insanların yaşaması için de uygun değildir. Yaşanılmamalıdır.

Hakkından gelmek

[D] Zor bir işi başarmak. Ceza alması gereken bir kimseye gereken cezayı vermek.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 10 sayfadan 1. sayfadasınız, sayfaya git: 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki