Bahşiş atın dişine bakılmaz

[A] Belli bir harcama yapılmadan emek sarf edilmeden elde edilen malın, bazı yerleri kusurlu bile olsa üzerinde söz edilmez, eleştirilmez.

Bahtı kara

[D] Talihi ters dönmüş. İşleri yolunda gitmeyen.

Bakan göze yasak olmaz

[A] Herkesin gözü önünde meydana gelen olaylara herkes bakar. Bakma denemez. Önlenemez. Bunun içindir ki toplum karşısında yapılacak hareketlere dikkat etmek gerekmektedir.

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur

[A] En faydalı alet bile uzun süre bakımsız bırakılırsa çalışamaz duruma gelir. Verim almak istiyorsak kullandığımız her şeye dikkatle bakmalıyız. Bakımı zamanında yapılan aletler verimli olarak çalışabilirler. Kişinin sağlığı bile bunun örneğidir. Kendine bakmayan kişi hastalanır, zayıf düşer.

Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş

[Ö] Her kişi bir gün ölecektir. Kişinin öldükten sonra da iyiliklerle anılabilmesi için sağ olduğu zamanda kendini ölümsüzleştirecek iyilikler yapması lâzımdır.

Bakkal defteri gibi

[S.G] Çok karışık, düzensiz, her şey birbiri içinde.

Baklayı ağzından çıkarmak

[D] Büyük bir gizlilikle sakladığı bilgileri, sırları bir sebeple başkasına söylemek, söyleyivermek.

Bakmakla usta olunsa kediler kasap olurdu

[A] Bir iş yalnızca görmekle öğrenilmez. Uygulamak öğrenmenin temel şartıdır. Denemeler kişi için en iyi öğreticidirler.

Bal alacak çiçeği bilmek

[D] İstifade edilecek kaynakları bilmek. Yararı fazla şeyleri bilmek, ele geçirmeye çalışmak.

Bal demekle ağız tatlanmaz

[A] Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez.

Bal dök yala

[D] Her taraf temiz. Her taraf dikkat çekecek kadar temiz.

Bal ile kaymak yenir ama, her keseye göre değil

[A] Maddî gücümüzü yaşantımıza uydurmak zorundayız. Eğer bu uyumu sağlayamazsak hayatımız sıkıntılar içinde geçer.

Bal olan yerde sinek de olur

[A] Nerede iyi ve güzel bir şey varsa orada o güzel şeyden istifade etmek isteyen pek çok kimse bulunur.

Bal tutan parmağını yalar

[A] Bazı kimselere önemli işler verilmiştir. Kişi bu işleri yaparken kendi çıkarını da düşünür. Görevini az da olsa kendi çıkarları için kullanır.

Bal yapmaz arı gibi

[S.G] Bulunduğu yerde hiç durmadan amaçsız bir şekilde hareket eden. Hareketlerinin sonunda hiçbir sonuç çıkmayan.

Balcının bal tası var, oduncunun baltası

[A] Toplumda birçok kişi birçok iş yapar. Bu işler yapılırken işin gereğine uygun olarak alet kullanmak gerekmektedir.

Balcıya pekmez satılmaz

[S.G] Bir işte başarı kazanmış kişiye kendi işi öğretilmez. İşini çok iyi bilen kişiye, işini öğretmek büyük hatadır.

Balçığı duvara vur, tutarsa da hoş, tutmazsa da hoş

[A] Kişi boş durmamalıdır. Kişiler boş duracaklarına faydası az olan işlerde de çalışabilirler. Bir işin faydası az, ama ziyanı da yoksa boş duracağımıza bu işi yapmak her zaman faydalıdır.

Baldırı çıplak

[D] İşi gücü olmayan. Serseri. Sataşmak için bahane arayan.

Balık yağı gibi

[S.G] Faydalı, fakat kullanımı zor olduğu için pek kullanılmayan.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 13 sayfadan 2. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki