Ata oğula bir bağ verir, oğul ataya salkım vermez

[A] Analar babalar çocuklarını okutup büyütmek için çok çok harcamada bulunurlar. Kendilerinin yemediklerini çocuklarına yedirirler, giymediklerini giydirirler. Çocuklar büyür. Büyük mevki sahibi olurlar. Ana baba da bu vakte kadar iyice yaşlanmış olurlar. Birçok ihtiyaçları ortaya çıkar. Çocuklar ise büyümüş evlenmişlerdir. Kendi ihtiyaçları da vardır. Anne ve babalarının ihtiyaçlarını bu sebepten genellikle görmezlikten gelirler. Küçük bir yardımda bulunmayı çeşitli bahanelerle reddederler.

Ben sana hayran, sen cama tırman

[D] Biri diğerini çok sevip istiyor ama ötekinin bundan hiç de haberi yok.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir

[A] Bir kişi yanlış yolda ise başına gelen birçok olay ile ilgili nasihatler fayda vermez. Başına gelen bir kötü iş, bir yıkım onun aklını başına getirir. Doğru yola gelir.

Bir taşla iki kuş vurmak

[D] Bir işe girişip birden fazla faydalı sonuç elde etmek. Bir girişimde iki işi birden sonuca bağlamak.

Derede tarla sel için, tepede harman yel için

[A] Kıymetli mallarımızı çok iyi korumak lâzımdır. Bunları, tehlikeli olduğunu tahmin ettiğimiz yerlerden uzak tutmalı, korunmasına çalışılmalıdır.

İçtikleri su ayrı gitmemek

[D] Çok samimi arkadaş olmak. İçli dışlı olmak.

Kişinin kendine ettiğini kimse etmez

[A] Düşüncesizlikten ve tedbirsizlikten insanoğlunun başına öyle büyük dertler açılır ki düşmanları bile böyle bir kötülüğü yapmayı akıl edemezler.

Meydan okumak

[D] Hasmından korkmadığını belli ederek karşılaşmak istemek.

Sebil etmek

[D] Bol bol dağıtmak, harcamak.

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer

[A] Dikkatsiz davrandığı için kötü durumlara düşenler, daha sonraki olaylarda çok fazla dikkatli ve tedbirli davranırlar.
Sitesi.WEB.TR © 2010