Akıl veren çok, para veren yok

[D] Karşılaşılan zorluklarda bazı kişiler olayın nasıl çözüleceğini, kendi düşünceleri doğrultusunda çözerek, yardımda bulunmak isterler. Ancak konu para ile ilgili olduğu zaman (şu parayı al, bununla işini gör) demezler. Bunun içindir ki işler kolaylıkla çözüme kavuşturulamaz.

Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur

[A] Verimin, ürünün bol olması gerekli çalışmaların tam ve zamanında yapılması ve gereken gereçlerin tam ve eksiksiz sağlanması ile olur.

Elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi

[D] Görünümü ve etkinliği ile etrafında kim olursa olsun etkisine alan, kimseye minneti olmayan, kendine fazla güvenen.

Misafir umduğunu yemez, bulduğunu yer

[A] Misafir gittiği evin maddî gücünü düşünerek nasıl ağırlanması gerektiğini kendisi hayal edebilir. Ama bu tutum yanlıştır. Ev sahibi ne yaparsa, ne ikram ederse onunla yetinmek zorundadır.

Ödünç; güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider

[A] Ödünç verilirken veren de alan da güler yüzlüdür mutludur. Ödünç alınan geri verilirken ise durum değişiktir. Alınan eşya eskimiş, en azından yıpranmıştır. Malın sahibi yeni malını yıpranmış olarak alırken güler yüzlü değildir. Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur.

Para gözlü

[D] Parayı çok seven. Yaptığı her iş için para bekleyen.

Pilâv yiyen, kaşığı belinde gerek

[A] Bir işe girişmek isteyen kimseler o iş için gereken bütün araçları yanlarında hazır bulundurmak zorundadırlar.

Şahin ile deve avlanmaz

[A] Her işi yapmanın bir yolu ve yöntemi vardır. Küçük bir şeyi elde edecek yöntemle büyük bir iş yapmaya kalkışılırsa elbet başarı elde edilemez.

Yırtıcı (alıcı) kuşun ömrü az olur

[A] Ömrü boyunca başkaları ile mücadele eden kimselerin düşmanları çok olur. Ömürleri yıpranır. Hayatları kısa sürer.

Yoğurdum ekşidir deyen olmaz

[A] Hiç kimse kendi malını kötü diye ortaya koymaz. Kendi dostlarının kötü olduğunu kabul etmez. Dostları hakkında söylenenleri kabul etmez.
Sitesi.WEB.TR © 2010