Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla

[A] - malıdır. Yiğit olarak görünmek isteyen kişi ise savaşta ve barışta sert, vurucu ve kırıcı olmalıdır. Etrafında korku yaratmalıdır.

Berbere sormuşlar, tıraşım ak mı kara mı? Önüne düşünce görürsün demiş

[Ö] Davranışlarımızın sonuçları bizi memnun eder veya etmez durumda olabilir. Bunlar bir gün muhakkak karşımıza çıkarlar ve bizi etkilerler.

Damlaya damlaya göl olur

[A] Küçük şeyleri önemsizdir diyerek azımsamak doğru değildir. Küçük şeyler bir araya toplanınca büyük bir varlık meydana getirirler. Küçük şeylerin kıymetini bilmeliyiz. Önemsizdir diyerek ziyan etmemeliyiz. Bir kenara konan, ziyan edilmeyen küçük şeyler, gün gelir büyük bir problemin kolayca halledilmesini sağlar.

Her işe burnunu sokmak

[D] Bildiği bilmediği her işe karışmak, fikir ileri sürmek.

Ölecek ile olacağa çare olmaz

[A] - yazısı dediğimiz, hayatımızın Tanrı tarafından tesbit edilen çizgisini değiştirmeye imkân yoktur. Elimizde olmayan nedenlerle uğradığımız kötü olaylara fazlaca üzülmemek gerekir.

Sinirleri boşanmak

[D] Sinirlerini kontrol edemez duruma gelmek. (Kendini tutamayıp ağlar, bağırır, güler duruma gelmek.)

Temcit pilâvı gibi ısıtıp ısıtıp önüne koymak

[D] Bir işi sık sık, tekrar tekrar usandıracak kadar fazla olarak ortaya sürmek, ortaya koymak.

Yumurtaya kulp takmak

[D] Her şeye güzel bir bahane bularak eleştirmeye çalışmak.

Yüzü yerde olmak

[D] Mütevazı. Alçak gönüllü.

Zihni evvel

[D] Anlayışlı, kolay anlayan. Açıkgöz.
Sitesi.WEB.TR © 2010