Ağrımayan başını derde sokmak

[D] Hiç gereği yokken, sıkıntılı ve zor bir işe girmek.

Anasını babasını dinlemeyen evlât, kocasını saymayan avrat, üzengi ile yürüyen at, kapında tutma, durma sat

[A] Anne ve babasının sözlerini dikkate almayan baş kaldırmış kimse evlât da olsa hayır gelmez. Kocasını dinlemeyen, hürmet etmeyen kadın aile içinde uyumsuzluklara sebep olur. Bir an önce kurtulunmasında yarar vardır. Devamlı dürtülerek, özengilenerek yürüyen at ise tembel veya kocamıştır ki hayır gelmez. Kişi etrafındakilere ziyan değil fayda vermelidir. Kendisine ziyan veren ne olursa olsun ondan da uzak durmalıdır.

Çıban başı

[D] Huzursuzluk veren hâl, durum. Rahatsızlık yaratan durum.

Edebini takınmak

[D] Davranışlarında saygılı ve terbiyeli olmak. Terbiyesiz, saygısız tavırlarından vazgeçip terbiyeli saygılı olmak.

El elde baş başta

[D] Bu iş için gereken her şey yapıldı, harcandı ve hepsi bitti tükendi. Geriye hiçbir iş, hiçbir şey kalmadı.

Elin ayıbını söyleyen seninkini de söyler

[G.S] Başkalarının ayıbını eksik taraflarını söylemek doğru olmadığı gibi, söyleyeni de dinlemek doğru değildir. Bugün bir başkası için konuşan kişi yarın bizim için de aynı şeyleri söyler. Bunun için onu dinleyerek dedikodu yapmasını teşvik etmemek lâzımdır.

Nekes ile cömerdin harcı birdir

[A] - 1 ya kıyar iyi şeyler alır, uzun zaman kullanır. Nekes | ise paraya kıyamaz kötü mal alır. Kötü mal kısa zamanda bozulduğu için nekes bir daha, bir daha almak zorunda kalır. Aynı mala verilen para cömerdin verdiği paranın tutarını çok çok geçer. Geçmese bile cömerdin harcadığı kadar olur. Bunun için cömert ile nekesin harcadıkları birbirine eşit olur.

Parmak ısırmak

[D] Şaşırmak. Şaşırıp kalmak. Hayranlıktan şaşırıp kalmak.

Saçı uzun, aklı kısa

[D] Eski söyleyişte kadınları anlatmak için kullanılan söz. Düşüncesiz, aptal anlamında.

Taş attı da kolu mu yoruldu

[D] Yorulmadan, çaba sarf etmeden bir gelir elde etmek, bir şeyi ele geçirip sahip olmak.
Sitesi.WEB.TR © 2010