Göz koymak

[D] Bir şeyi elde etmeyi çokça istemek. Elde etmek için gayret göstermek.

Islak kargaya dönmek

[D] Miskin, hareketsiz duruma girmek. Çirkin görünmek.

Kapıdan kovulsa bacadan girer

[D] Kendisine iyi davranılmadığı, yüz verilmediği hâlde o, bulunduğu yeri terk etmez. Sırnaşık davranışlarda bulunur.

Küçük dilini yutmak

[D] Çok şaşırmak. Donakalmak.

Meydana gelmek

[D] Oluşmak, olmak.

Ne ekersen onu biçersin

[A] Kişiler hayatlarında, çevrelerine nasıl davranırlarsa, hangi tutum içinde olurlarsa öyle cevap alırlar. Yaşamı boyunca iyilik yapan bir kimse elbette ki iyilik bulacaktır. Tohumun iyisini eken, tarlasını iyi süren iyi ürün alacaktır.

Nohut oda bakla sofa

[D] Küçük ve dar bir ev.

Şafak atmak

[D] İçinde bulunduğu durumun güçlüğünü, önemini birden kavrayıp korkmak.

Safi köpeğine dönmek

[D] Yüzü çok kirli olmak. Yüzünü dikkat çekecek kadar fazla boyamış olmak.

Ya huyundan, ya tüyünden

[D] İnsanlar dostluk kurdukları kimselerin tavırlarından, huylarından mutlak surette etkilenirler. Etkisi altında kalırlar.
Sitesi.WEB.TR © 2010