Askıya almak

[D] Geciktirmek. Bir işi beklenen şartlar oluşuncaya kadar geciktirmek. Altı boşaltılmış bir yapıyı altına dikmeler koyarak yıkılmaktan kurtarmak.

Ecinniler top oynuyor

[D] Hiç kimse yok. Çok ıssız ve sessiz.

Gönül almak

[D] Bir kimseyi sevindiren davranışlarda bulunmak. Hediye vererek sevindirmek. Kırgın bir kimsenin kırgınlığını ortadan kaldırmak, hoşnut etmek.

Hem kel, hem fodul

[D] Pek çok eksiği olduğu hâlde, hâlâ da hâline bakmadan üstünlük taslar veya taslamaya çalışır.

Kulak misafiri olmak

[D] Yakınında konuşulan sözleri ister istemez dinlemek.

Mim koymak

[D] Unutmamak için gerekeni yapmak. Damgalamak. Kötü diye sınıflandırmak, öyle kabul etmek. Gerekli zamanda birine hatırlatmak için unutulmamasını sağlamak.

Saçını süpürge etmek

[D] Kadınların çok özveri ile çalıştıklarını belli etmek için söylenir.) Özveri ile çalışıp hizmet etmek.

Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar

[A] Düşündüğünü uygulaması nasip olmayacak kişinin karşısına hatıra hayale gelmeyen engeller çıkar.

Tozpembe görmek

[D] Karşılaşılan her olayı aşırı bir iyimserlik ile değerlendirmek, kabul etmek.

Yağmasa da gürler

[D] Bir şey yapmadığı hâlde çaba sarf ediyormuş, iş yapıyormuş gibi görünmek.
Sitesi.WEB.TR © 2010