Alma mazlumun ahım, çıkar aheste aheste

[A] Başkalarına bilerek isteyerek kötülük yapıp onların kötü dualarını, ahlarını almak doğru değildir. Her şeyi bilen ve gören bir Tanrı vardır. Yapılan bu kötülüklerin cezasını günün birinde verecektir. Bu cezalar, yavaş yavaş yaptığımız kötülükler gibi bizi etkileyecek ömrümüzü karartıp, hayatımızı zehir edecektir.

Cana yakın

[D] Sevimli, sıcakkanlı, sokulgan. Sempatik.

Davul görür oynar, mihrap görür ağlar

[G.S] Etrafında bulunan kimselerle çok iyi geçinmesini, onların dertlerine ve sevinçlerine ortak olup dostluklarını kazanmasını bilir. Kendi çıkarı için başkalarının dertlerine ortakmış gibi görünür.

Dürbünün tersi ile bakmak

[D] Bir olayı, bir şeyi olduğundan daha önemsiz görmek, küçük görmek. Az önem vermek. Fazla değer, önem vermemek.

Merhametten maraz doğar

[A] Kendilerine acıyıp iyilik yapılan kişiler bütün bütün tembelleşip iyilik edenin üstüne yıkılırlar. İyilik eden kendilerini uyardığında veya bu hâle dayanamayıp iyiliği kestiğinde de ona düşman kesilir, iyilik gördükleri kimseye söylemediklerini bırakmazlar. Bunun için iyilik yaparken çok dikkatli davranmak gerekir.

Sele gitmek

[D] Harcanmak. Gereksiz yere, boşa harcanıp gitmek.

Tırabzan babası

[D] Baba olduğu hâlde babalık görevlerini yerine getirmeyen tırabzanlarda en başta bulunan, kalınca, merdiven basamağına dikey, ince kolon, çubuk.

Üstü başı dökülmek

[D] Kıyafeti pek kötü, perişan durumda olmak.

Yeldim yeldim, yele verdim; ekmeğimi sele verdim

[D] Çalışmam, uğraşmalarım boşa gitti. Çalışmamın sonu olan emeklerim işe yaramadı.

Zaman sana uymazsa sen zamana uy

[A] İçinde yaşanılan zamanın şartları bizim düşünce ve davranışlarımıza uymayabilir. Kendi düşüncelerimizi kabul ettirmek için etrafımızdakilerle sürtüşmek doğru değildir. Zamanın gidişine uymak, ona göre davranmak en çıkar yoldur.
Sitesi.WEB.TR © 2010