Acıkan doymam, susayan kanmam sanır

[A] Uzun zaman yokluğu çekilen, bulunmayan bir şey bulunduğunda onun sıkıntısını çeken kişi ne kadar çok alsa yine de kendine yetmeyeceğini düşünür. Bu duygusundan kurtulması zordur.

Baba hindi gibi kabarmak

[D] Ukalalık etmek, kendini bir şey sanarak çalım satmak. Üstünlük iddiasında bulunmak.

Eyyüp sabrı

[D] En zor şartlarda büyük zorluklardan şikâyet etmemek, sabır ile taşkınlık göstermeden katlanmak.

Kafa kafaya vermek

[D] Beraber düşünüp, beraber hareket etmek.

Köşe bucak

[D] İkinci, üçüncü, dördüncü derecedeki. Her zaman gidilmeyen yer.

Leb demeden leblebiyi anlamak

[D] Bir kimse daha söze tam başlamadan ne demek istediğini anlamak. Anlayışlı, zeki olmak.

Okka her yerde dört yüz dirhem

[D] Gerçek her yerde aynıdır, değiştirmek de mümkün değildir.

Ölüye ağlamaz diriye gülmez

[D] Yaşamında hiçbir şeyden etkilenmez, etrafındakilerin sıkıntılarına üzüntülerine aldırmaz. Kendinden başkasını düşünmez.

Taş yerinde ağırdır

[A] Kişinin değeri, bulunduğu tanınıp sevildiği yerde geçer. Kendisini sevenler takdir edenler oradadırlar.

Ye kürküm ye

[D] Bana gösterilen iltifat kişiliğime değil giyim kuşamımadır.
Sitesi.WEB.TR © 2010