Acındırırsan arsız, açıktırırsan hırsız olur

[A] Çocuğu her yaptığı için cezalandırırsan günün birinde ceza geçerliliğini kaybeder, kişi cezaya alışır. Kişinin gereken ihtiyaçları da uzun süreli sağlanmaz ise ihtiyaçlarını başkalarının mallarını gizlice almak suretiyle giderir. Hırsız olur. Kişilerin eğitiminde aşırı davranmak başarı ve mutluluk getirmez.

Borcun yoksa kefil, vaktin çoksa şahit ol

[A] Çok kere borçlu borcunu vaktinde ödemediği için kefil olan kişi öder. Bu hem sıkıntı hem külfettir. Şahitlik ise pek çok zaman kaybına sebep olur. Git gel sürer gider. Bundan dolayıdır ki mecbur olmadıkça kefil ve şahit olmak doğru değildir.

El yumruğunu yemeyen kendini kahraman sanır

[A] Başkalarının gücünü görmemiş kimse kendisini her zaman güçlü zanneder. Herkesin kendi gücü karşısında eğileceğini zanneder. Başkalarının kendinden daha güçlü olabileceğini hiçbir zaman unutmamalıdır.

Ha bire

[D] Arka arkaya. Hiç durmadan.

Hasta olmayan sağlığın kıymetini bilmez

[A] Kişi sağlıklı iken hastalığın ne olduğunun ne kadar ıstırap verici ve güç olduğunun farkına varmaz. Hastalık gelip çatınca sıkıntı ve ıstıraplar başlayınca sağlığının değerini anlarsa da iş işden geçmiştir.

Sıcağa kar mı dayanır

[A] Bir kimse elinde bulunanı devamlı olarak harcar, yerine yenisini koymazsa, birikmiş olurlar ne kadar çok olursa olsun günün birinde mutlak tükenecektir.

Üzüm yemek değil, bekçi dövmek

[D] Önemli işler dururken onlarla uğraşmıyor. Gereksiz şeylerle vakit geçiriyor.

Yangın bacayı sardı

[G.S] İşler umulmayan birj hızlılıkla gelişti, sona ermek üzere. Kişi karşısındakine çok çabuk âşık olup büyük bir aşka tutuldu, evlilik yakındır.

Yere sermek

[D] Yenmek. Zor, kötü duruma koymak. Yere yıkmak. Öldürmek.

Zevkini çıkarmak

[D] Bir konudan mümkün olduğu kadar zevk almak. Yeterli zevki almak.
Sitesi.WEB.TR © 2010