Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az

[A] Anlayışlı, arif kişilere anlatmak istenilen söz üstü kapalı olarak söylense bile kolaylıkla anlarlar. Anlayışlı olmayanlara, ahmaklara ne kadar açık söylenirse söylensin ders almaları bir yana; anlamalarına dahi imkân yoktur.

Bir tutam ot deveye hendek atlatır

[A] Küçük bir çıkar için bazı kimseler çok tehlikeli işlere girişirler. Hiç gerekli olmayan işler yaparlar.

Damarına basmak

[D] Kızdırmak. Bir kişinin zayıf tarafına dokunup onu kızdırmak.

Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur

[A] Dost ne kadar çok olursa o kadar iyidir. Ama dost karşısındakinin açık tarafını aramaz. Düşman bir ise çoktur. Çünkü düşman karşısındakinin açık tarafını arar, bulduğu zaman da hiç ummadığımız zaman kötülük yapmaktan çekinmez.

Günahı boynuna

[D] Yapılan işde, yaptığım işde bir suç varsa sorumluluğu benim değil bana bunu yaptıranındır.

İt ite, it de kuyruğuna

[D] Bir işi yapmak istemeyen kişi onu başkasına havale eder, havale ettiği de bir başkasına gönderir (Böylece istenilen iş bir türlü yapılamaz.)

Kıssadan hisse almak

[D] Anlatılan, dinlenen bir olaydan, hikâyeden kendi için ibret alınacak bir sonuç çıkarmak.

Üstüne evlenmek

[D] Bir kadınla evli iken ikinci bir kadın almak, eve getirmek.

Üstünlük kompleksi olmak

[D] Kendisini, çevresinde bulunanlardan yukarıda görme durumu. Aşağılık duygusu içinde olmak.

Vaktini öldürmek

[D] Zamanını boş şeylerle geçirmek, değersiz işlerle geçirmek.
Sitesi.WEB.TR © 2010