Abanın kadri yağmurda bilinir

[A] Daha önce değersiz gibi görünen her şeyin kullanım zamanı gelince ne kadar çok değeri olduğu anlaşılır.

Arabasını düze çıkarmak

[D] Sıkıntılı bir durumu atlatıp işini yoluna koymak.

Dudak ısırmak

[D] Pek fazla şaşırmak. (Bir olay, bir durum karşısında)

Eskiye itibar olsaydı bit pazarına nur yağardı

[A] Eski eşyalar kullanım sürelerinin büyük bir kısmını doldurmuşlardır. Kalan kısa süreyi de tamir edilmeden tamamlayamazlar. Bunun için eski almak demek tamire, az güzelliğe katlanmak demektir. Yeni eşya hem güzel hem de tamiri olmadığına göre her kişi yeni alır. Bundan dolayıdır ki eskileri ancak maddî gücü az olan kimseler alır. Alıcıları fazla değildir.

Fala inanma, falsız da kalma

[A] Fala inanmak doğru değildir, çünkü aslı yoktur. Ama insan yaratıldığından beri güzel şeyleri dinlemekten zevk alır, mutlu olur. Bunun için de fala bakanları hoş görüp, kınamamak lâzımdır.

Hem kel, hem fodul

[D] Pek çok eksiği olduğu hâlde, hâlâ da hâline bakmadan üstünlük taslar veya taslamaya çalışır.

Kabahat da gizli olmalı, ibadet de

[A] Yapılan bütün işlerde işin özüne inmeye gayret etmelidir. Başkalarına gösteriş için yapılan hiçbir işden, davranıştan iyilik, hayır beklemek mümkün değildir.

Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar

[A] Rüşvet, bir işi çıkar karşılığı, hak yolundan, doğru yoldan ayırıp rüşveti verenin istediği gibi yapmak demektir. Doğru yoldan ayrılan, görevini, şerefini, dinî inancını, insanlığını rüşvet için feda eden kişiden her kötülüğü beklemek gerekmektedir.

Sıçıp sıvamak

[D] Öfkelenip ağza alınmayacak küfürler etmek.

Sık gidersen dostuna, yatar arka üstüne

[A] Dostlar arasındaki ilişkiler usandıracak, bıktıracak şekilde olmamalıdır. Dost da olsanız sık sık gittiğiniz dostunuza huzur vermezsiniz. Onu usandırırsınız.
Sitesi.WEB.TR © 2010