Alnının kara yazısı

[D] Her zaman dert ve ıstırap getirmiş, sıkıntı kaynağı olmuş. Hep sıkıntı getirdiği hâlde terk edilmesi mümkün olmayan.

Bağ elemiş ki: Bak bana, bakayım sana

[A] Kişi ürün veren tarlası veya bağıyla ne kadar çok meşgul olursa sonuçlar o kadar iyi olur. İyi ürün alır. İşine bütün gücüyle sarılan kimseler başarılı sonuçlar alırlar.

Çile doldurmak

[D] Sıkıntı içinde olan bir kişinin sıkıntısının bitmesi. Rahata ermesi.

Gözü ısırmak

[D] Tanır gibi olmak. Bir kişiyi tanır gibi olmak.

Kapısını aşındırmak

[D] Bir kimsenin bulunduğu veya yaşadığı yere onu rahatsız edecek kadar çok gidip gelmek.

Kel ilâç bilse kendi başına sürer

[A] Kendi problemini çözememiş kimsenin bir başkasında bulunan aynı problemleri çözmesi, sıkıntıları hafifletmesi hiçbir zaman düşünülemez.

Tatlı ye, tatlı söyle

[A] insan ömrü kısadır. Bu süre içinde etrafındakiler ile dostça geçinmelidir. Özel yaşantımızı huzur içinde tutmalı yakınlarına da hoşa giden, tatlı sözler söylemelidir.

Türkün aklı sonradan gelir

[A] Türk olaylar karşısında acele bir şekilde düşünüp karar vermez. Kendini toplar, sağlam bir düşünce ile biraz zaman geçtikten sonra düşünüp isabetli karar verir. Bu geçen zaman bazen aleyhine olabilir.

Vakitsiz öten horozun başını keserler

[A] Her işin veya konumun bir vakti vardır. Yerinde yapılmalı, söylenmelidir. Çok önceden söylenen bir söz ortalığı karıştıracağı gibi vakti geçtikten sonra söylenen söz yapılan iş de, beklenilen etkiyi yapmaz. Kişi her aklına geleni her zaman aklına geldiği gibi söylemek isterse başı dertten kurtulmaz. Sözün yerini, sırasını, zamanını bilmek en büyük marifetlerden biridir.

Yüz akı

[D] Öğünülecek bir hareket, davranış. Namus, şeref.
Sitesi.WEB.TR © 2010