Papaz her gün pilâv yemez

[A] Her işi daima bir kişiye yaptırmak doğru değildir. O kişi çok defalar ses çıkarmadan bu sıkıntıya katlandıysa da günün birinde yapamayacak duruma gelir ve yapmaz. Bunun için insanları çalıştırırken usandırmayacak bir yöntem izlemekte yarar vardır. Elimize her zaman bizim için uygun olan fırsat geçmez.

Papaza kızıp oruç yemek

[D] Başkalarına kızıp yaptığı için, işin zararı kendine dokunmak.

Papaz uçurmak

[D] İçki âlemi yapmak. Âlem yapmak.

Para aslan ağzında

[D] Para kazanılması çok zor. Para binbir zorluklarla kazanılmaktadır.

Para canlısı

[D] Paraya fazlaca düşkün,

Para çekmek

[D] Bir yere bırakılan parayı geri almak. Bir yerden veya kişiden hissettirmeden çeşitli sebepler ileri sürerek para sızdırmak, para almak.

Para dediğin el kiri

[A] İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdır. Para bir gün harcanır gider.

Para dökmek

[D] Çok para harcamak.

Para etmemek

[D] Değeri olmamak. Etkisini gösterememek, etkisi olmamak.

Para gözlü

[D] Parayı çok seven. Yaptığı her iş için para bekleyen.

Para ile değil

[D] Ucuz. Çok ucuz.

Para ile imanın kimde olduğu bilinmez

[A] Para bütün toplumlarda dikkatleri çeken bir araçtır. Paranın belli olması sahibine külfetler getirir. Onun için parası olan açıklamaktan kaçınır. İman ise kul ile Tanrı arasında olduğu için başkalarının bilmesine gerek yoktur. Söylenilmesi de acayiplik yaratır. Bu sebeple iman da söylenmez. Para ile iman her zaman gizli kalır.

Para isteme benden, buz gibi soğurum senden

[A] İnsanlar genelde paralarını çok severler. Kendilerinden sık sık para isteyen kimselerden uzak durmaya çalışırlar.

Para kesmek

[D] Çok para kazanmak. Devlet tarafından para basmak, parayı piyasaya çıkarmak.

Para sızdırmak

[D] Para vermek istemeyen birinden, türlü yollar deneyerek para almak.

Para yedirmek

[D] Bir kişiye iş yaptırabilmek için kanunsuz olarak para vermek.

Parama geçer hükmüm

[S.G] İstediklerimi param ile gerçekleştirebilirim.

Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol

[A] Borçlu borcunu ödemediği zaman kefil ödemek zorundadır. Kefil olarak iyilik yapan kimse bir de borç ödemek istemez. Bunun için kimse parasını boşa verip bir de sıkıntıya girmeyi arzulamaz. Şahit de pek çok defa mahkemeye çağırılır, gitmek zorundadır. Her gidişte de kendi görevi aksar. Bunun için şahit olmak da boş işsiz kimsenin işidir. Kimse şahit olmayı bunun için istemez.

Paran ucuz olursa, sen pahalı olursun

[A] Parasını cömertçe harcayan bol alış veriş yapan, bahşiş veren kimselere itibar büyük olur.

Paranın yüzü sıcaktır

[A] Para pek çok işi yaptırır. Hatta yapılmayacak işleri bile yaptırır. Bu sebeple paranın çekiciliğine kapılmayan kimse pek görülmez.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 6 sayfadan 2. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki