Kafa kâğıdı

[S.G] Nüfus kâğıdı. Hüviyet varakası.

Kafa kafaya vermek

[D] Beraber düşünüp, beraber hareket etmek.

Kafası bozulmak

[D] Canı sıkılmak. Arzuladığı durum olmayınca sinirlenmek, kızmak, sıkılmak.

Kafası kazan gibi olmak

[D] Çok yorulduğu için anlayamaz duruma gelmek. Çok gürültülü olduğu için başı ağrımak, bir şey anlayamamak.

Kafası kızmak

[D] Çok öfkelenmek, hırslanmak.

Kafese girmek

[D] Aldatılmak. Birinin oyununa gelmek.

Kâğıt üzerinde kalmak

[D] Bir iş yapılmasına karar verildiği hâlde, uygulanır duruma gelememek.

Kahır çekmeyince lütfa erişilmez

[Ö] Elde edilen her iyi ve güzel şeyin kendiliğinden geldiğini zannetmek hatadır, hatalıdır. Her güzel şey sabır ve çalışmayla elde edilir. Bugün tutum yapan ileriki günlerde rahat eder. Etrafındakilere iyi davranan iyilik, hürmet görür.

Kalabalıkta eşeğinin kuyruğunu kesme, kimi uzun der, kimi kısa

[A] İşlerimizi, bilhassa dikkati çekecek iş ve hareketlerimizi gizli yapıp sonuç almak yerinde olur. Herkesin gözü önünde yapılan işlere, hareketlere iyi veya kötü yönden çeşitli eleştiriler gelir. Yapanı şaşkın eder güç duruma sokar. İşin de randımanlı olarak yürümesini önler.

Kalbin yolu mideden geçer

[A] Karşımızdaki kişinin takdirini kazanmanın en kısa yolu, ona unutamayacağı güzel bir ziyafet vermektir.

Kalbur üstü gelenler

[D] Eşitleri, benzerleri arasında üstün, değerli bir yere gelmiş, seçkin kişi olmak.

Kaldırım kabadayısı

[D] Sokaklarda boş gezen, etrafına sataşan, serseri, ukala edepsiz kimse.

Kaldırım mühendisi

[D] İşi olmayan, sokaklarda aylak aylak dolaşan kimse.

Kalem kılıçtan keskindir

[G.S] Kılıcın açtığı yaralar bir gün geçebilir. Ama acı sözün kalp içindeki etkileri, gönül kırıklığı hiçbir zaman iyi olmaz. Kılıcın yaptıramadığını kalem yaptırır. Çünkü kılıç kaba kuvveti temsil eder, insanlar korktukları için evet diyebilirler. Ama kalem fikir, inandırma demektir. İnsanları inandırarak yönlendirmek hem iyi, hem de kalıcı olur.

Kaleminden kan damlamak

[D] Güzel ve çok etkili yazmak.

Kalıbı dinlendirmek

[D] Ölmek.

Kalıbına kıyafetine bakıp adam zannetmek

[A] Gösterişli giyinişine, yapmacık hareketlerine bakarak iyi, faziletli bir kimse sanmak.

Kalıbını basmak

[D] Bir konuda tam bilgisi olduğuna güvenip konunun olumlu veya olumsuz olduğunu kesin bir dille anlatmak. Desteklemek.

Kalıbının adamı olmamak

[D] - sinden beklenileni gösterememek. Kendisinden beklenileni yapacak kişilikte olmamak.

Kalp kalbe karşıdır

[A] Birbirini seven kimseler her zaman dostunu ve dostluğunu hatırlar. Onu daima canlı tutmaya çalışır. Bu durum iki taraflı olduğu için karşılıklı sevgi insanları birbirine daha çok yaklaştırır, büyük ve bitmeyecek sevgilerin doğmasına neden olur.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 19 sayfadan 2. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki