Aç ne yemez, tok ne demez

[A] Aç kişi, yoksul kişi karnını doyurmak için yaşamını sürdürebilmek için eline ne geçerse yer. Tadına lezzetine besleyiciliğine kusur bulmadan atıştırır. Tok kişi, zengin kişi ise önüne gelen her şeye kusur bulur, bilse de bilmese de eleştiriler yapar. En güzel yiyeceklerini; kendisine bağışlanan her türlü nimeti teşekkür ederek karşılamaz.

Aldı ele, girdi yola

[D] İşin esasını kavradı. Konusunu anladı. İşin üzerinde durdu ve durmaya da devam ediyor, edecek.

Aramakla bulunmaz

[D] Çok değerli, kıymetli bir şey, ancak herhangi bir yerde tesadüf eseri olarak rastlantı sonucu bulunabilir.

Canı cehenneme

[D] Çok sıkıldım. Benden uzakta olsun da ne kadar kötü durumda olursa olsun. Beni ilgilendirmez.

Fidan boylu

[D] Zayıf ince, uzun boylu.

Kime hacı desem, haçı koltuğundan çıkar

[D] İyi insan deyip yardım ettiğim bütün kimseler kötü çıkıyor.

Meydanı boş bulmak

[D] Korkulacak, engel olacak kimse olmadığını anlayıp istediğini yapmaya çalışmak.

Ramazanda yalan söyleyenin yüzü bayramda kara olur

[A] Hayatta her zaman doğru olmalı doğru davranmalıdır. Yalan söylemek belki bir zaman için etrafımızdakileri kandırmamıza neden olur. Ama gelişen olaylar söylenen yalanı bir gün mutlak surette açığa çıkarır. Yalan söyleyen kişi de zor durumlara düşer.

Ucuz etin yahnisi yavan olur

[A] Ucuz satılan/ bir malın mutlak eksik bir tarafı vardır. Aranan nitelikleri içermez. Bunun için de ucuz maldan istenildiği gibi yararlanmak da mümkün değildir.

Yaka silkmek

[D] Bıkmak, usanmak.
Sitesi.WEB.TR © 2010