Ablukaya almak

[S.G] Etrafını sarmak, başka kişi ve olaylar ile ilişkisini kesmek, bu yolla baskı altına almak.

Ağzı süt kokmak

[D] Çok tecrübesiz olmak. Çok genç ve tecrübeden yoksun olmak.

Ekmeğine yağ sürülmek

[D] Birisinin çıkarını kollamak. Yardım görmek. Ummadığı yardımı görmek.

Erkek aslan dişisinden kuvvet alır

[G.S] Bir ailenin başarılı olması için maddî manevî sorumlulukların kadın tarafından da bilinip erkeğin böylece yalnız bırakılmaması lâzımdır. Kadın namuslu güvenilir, eşine yardımcı durumda olursa erkek başarılı olur.

Gözdağı vermek

[D] Bir şeyi yaptırmak için tehdit eder şekilde konuşmak. Söz ve davranışlarla karşısındakini korkutmaya çalışmak.

Gün gider gediğinden, el utansın dediğinden

[Ö] İnsanlar konuşurken sözlerinin kimi, neyi etkileyeceğini dikkate almalıdırlar. Bugün konuşurum yarın unutulur diyerek dedikodu yapmak çok kötü bir huydur. Günün birinde sözümüz gitmemesi gereken yere götürülür. Sözümüzden biz utanmak durumunda kalırız. Dedikoducuların söylediklerini dikkate alıp üzülmek de doğru değildir.

Hırsıza yol göstermek

[D] Art niyetli kişilere yapabilecekleri kötülük için bilerek veya bilmeyerek imkân sağlamak.

Isıramadığın eli öp de başına koy

[A] Yaşam içinde birtakım mücadeleler yapılacaktır. Bu kavgada düşmanın senden çok güçlü ise onunla kavga etmemek gerekir. Kavga edilirse yenilmek muhakkaktır. Buna karşılık düşmana hoş görünüp düşmanlığını tahrik etmezsek rahat yaşarız. Hiç olmazsa kuvvetlenip onun seviyesine gelinceye kadar kavgadan çekinmek gerekir.

Vurduğu çok ama öldürdüğü yok

[D] Büyük lâflar ediyor. Ettiği lâfların en küçüğü kadar bile harekette, eylemde bulunmuyor.

Yüz verilince astar istemek

[D] Küçük bir ilgiden cesaret alarak büyük yarar sağlamak istemek.
Sitesi.WEB.TR © 2010