Bu abdestle çok namaz kılınır

[D] Kişinin başından geçen bir olaydan aldığı ders çok uzun sürer, kişi kendisini ve davranışını bu etkiden, tecrübeden zor kurtarır.

Deve hamur yutar gibi

[S.G] Bir işi zorla ve kısa aralıklarla yapmak.

Devede kulak

[D] Çok önemsiz. Bir büyüğün en ufak parçası. Karşılaştırılan şeye göre çok önemsiz.

Her yiğitin bir yoğurt yiyişi vardır

[A] Toplumda her kişinin kendine özgü bir davranışı olayları yorumlaması, iş yapma biçimi vardır. Hiç kimseninki birbirine benzemez.

İyilik et komşuna, iyilik gelsin başına

[A] Komşuluk yakın bir ilişki oluşturur. Komşuya iyilik yapılırsa bunun karşılığı bir gün muhakkak görülür. Komşu yapılan bu iyiliğe iyi davranmak mecburiyetini hisseder, böylece iyilikler halka halka dağılır, çoğalır.

Kelle götürür gibi

[D] Çok büyük bir telâş ile. Büyük bir müjdeyi vermek ister gibi.

Mürekkep yalamış

[D] Okuyup, yazmış. Eğitim görmüş.

Omuz omuza

[D] Yan yana, sıkışık bir vaziyette, birbirinden yardım almak suretiyle.

Pes etmek

[D] Yenilgiyi kabul etmek. Çok büyük bir kurnazlık veya edepsizlik karşısında hayretini belli etmek.

Yüzüne vurmak

[D] Suçlarını bizzat kendisine karşı söylemek.
Sitesi.WEB.TR © 2010