Araları açılmak

[D] İki samimi arkadaşken arkadaşlık bağlan kopmak, dargın duruma gelmek. Darılmak.

Burnu kaf dağında olmak

[D] Kibirli olmak, etrafındakilere üstten bakmak.

Çıra dibi karanlık olur: (Mum dibine ışık vermez)

[A] Bazı insanlar başka kimselere çok yardım ederler. Onlar tarafından iyi olarak tanınırlar. Bu kişiler başkalarına yaptıkları bu yardımı en yakınlarından esirgerler, en yakınlarına yapmazlar. Oysa yardıma en yakında bulunan ve ihtiyacı olandan başlamak gerekir.

Gözü sulu

[D] Her şeye, en önemsiz şeylere bile hemen ağlayan.

Rast getirmek

[D] En uygun durumu sağlamak. İhtiyaç bulunan bir şeyi umulmadık bir zaman ve yerde bulmak.

Sizlere ömür

[D] Bahsettiğiniz kimse öldü. Tanrısına kavuştu.

Suyunca gitmek

[D] Kendi davranışlarını karşısındakinin davranışlarına uydurmak, ona uymak.

Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün başlısı

[A] Tarla taşlı yerden alınırsa tohumlar taşın gölgesinde, kurumadan daha kolay yetişir. Saçı uzun kız herkesin takdir ettiği bir güzelliğe sahiptir, beğenilir, makbuldür. İri başlı öküz de kuvvetin simgesi olduğu için tercih edilmelidir.

Ucuz etin yahnisi yavan olur

[A] Ucuz satılan/ bir malın mutlak eksik bir tarafı vardır. Aranan nitelikleri içermez. Bunun için de ucuz maldan istenildiği gibi yararlanmak da mümkün değildir.

Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına

[A] Plânsız hareket etmek doğru değildir. Plânsız yapılan işlerde de bir yöntem aramak doğru değildir. O iş kendi işleyişi içinde devam eder. Kuralları olmadan yapılan işlerde doğruluk aramak imkânı yoktur. İşin sonucunu rastlantıya bırakmak gerekir.
Sitesi.WEB.TR © 2010