Dosta düşmana karşı

[D] Dostu üzmemek, düşmanı sevindirmemek için. (Ele güne karşı)

Efradını cami (bireylerini toplayan), ağyarını mani (başkalarını uzakta tutan)

[D] Bütün öğelerini kapsayan, anlatmak istediği her şeyi kapsayan, anlatmak istemediklerini dışarda bırakan. Eksiksiz.

Ekmek çiğnemeyince yutulmaz

[A] Başlanılan bir işden çok iyi bir sonuç alınmak isteniyorsa, gerekli olan çalışmalar yapılmalıdır.

El elde baş başta

[D] Bu iş için gereken her şey yapıldı, harcandı ve hepsi bitti tükendi. Geriye hiçbir iş, hiçbir şey kalmadı.

Kürkçünün kürkü, börkçünün börkü olmaz

[A] Başkalarına güzel şeyler yapan kimseler aynı şeyleri başkalarına yaptıkları güzellikte kendileri için yapmazlar, üşenirler savsaklarlar.

On parmağında on kara

[D] Etrafında bulunan herkese leke süren, iftira atan.

Ortaya çıkmak

[D] İleri atılmak. Meydana çıkmak.

Ödünç yiyen kesesinden yer

[A] Borç alan kimse bunu başkasının değil kendi parası imiş gibi kullanmalıdır. Başkasından alsa da nasıl olsa günü geldiğinde kendisi ödeyecektir. Kendisinin parası, malı gibi davranmalıdır.

Uzaktan davulun sesi hoş gelir

[A] Özelliğini iyi bilmediğimiz iş ve konuların sıkıntılarını da bilmemize imkân yoktur. Bazen çok zor bir konuyu çok kolaymış gibi kabul ettiğimiz de olur. Yanlış bir yol izlemekte olduğumuzu unuturuz.

Yılan sokmuş uyumuş, aç kalmış uyuyamamış

[A] Dünyanın en büyük sıkıntı ve ıstırabı aç kimselerin çektiği ıstıraptır. En kötü hayvan olan yılanın sokmasına bile dayanılabildiği hâlde aç bir kimsenin çektiği ıstıraba dayanmasının imkânı yoktur. Aç kimse bırakmamak, dünyanın en büyük acısını kimseye tattırmamak gereklidir.
Sitesi.WEB.TR © 2010