İki ucunu bir araya getirememek

[D] Kazanılan ile harcanan arasında bir denge kuramamak. Düşündüğü düzeni yaşamında uygulayamamak.

İki yakası bir araya gelmemek

[D] Borçtan, sıkıntıdan, yoksulluktan hiçbir zaman kurtulamamak.

İktisat etmek

[D] Tutumlu davranmak. Mal ve parasını arttıracak şekilde davranmak.

İliğine işlemek

[D] Bütün varlığını kaplamak. Yağmur için ta içine girmek, elbisesinden geçip bedenine ulaşmak.

İler tutar yeri olmamak

[D] Kullanılmaz, işe yaramaz duruma gelmek.

İlk göz ağrısı

[D] İlk defa çok sevilen kimse. İlk doğan evlât. İlk eser.

İlmi Allah dileyene, malı dilediğine verir

[A] Bu dünyada Tanrı her kişiye değişik imkânlar verir. Herkesin aynı oranda zengin olması mümkün değildir. Zengin olmayı çok istesek de Tanrı takdir etmediyse mümkün değildir. Ama ilim öyle değildir. İnsanlar arzu ederlerse bilgin olabilir. İlmi öğrenebilir. İlmi öğrenmek kişinin çabasına bağlıdır. O çaba gösterirse Tanrı muhakkak kişinin istediğini verir.

İmam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz

[A] Her şey gereken yerden alınmalıdır. Alınması mümkün olmayan yerden bir şeyi almak istemek başarılı bir şekilde sonuçlanmaz. Alınamaz.

İmam suyu

[D] Rakı.

İmaret yapılmadan dilenciler dizildi

[D] Daha işe başlanmadan işin nasıl sonuçlanacağı bile belli değilken o işden çıkar sağlamak isteyen kimseler toplandı. Bu işden çıkar sağlamak isteyenler hazırlıklarını yapıyorlar.

İmlâya gelmek

[D] Düşünce ve davranışlarıyla istenileni yapacak duruma gelmek. Söylenileni yapmak için ikna edilmek, yapar duruma getirilmek.

İn cin top oynamak

[D] Çok ıssız, kimseler bulunmuyor.

İnadım inat, adım Kel Murat

[D] Fikirlerinde, söylediklerinde, inadında ısrar edip dönmeyeceğini bildirmek için kullanılır.

İnanma dostuna, saman doldurur postuna

[A] Zor bir olgudur dostluk. Kolayca oluşması mümkün değildir. Bazı kimseler samimiyeti dostluk zannedip gizli kalması gereken sırlarını samimi oldukları kimselere söylerler. Bu sırları öğrenenler de onları ummadıkları zamanda kullanıp büyük kötülükler yapabilirler.

İnce eleyip sık dokumak

[D] Bir konuda çok titiz davranarak çalışmak.

İncir çekirdeğini doldurmamak

[D] Küçük, önemsiz olmak.

İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar

[A] İnsan ayağını daima kollamalı, sıcak tutmalıdır. Ayağın üşümesi birçok hastalıklara sebep olur. İnsan hastalıkları ayaktan alır. At ise yere bastığı tırnaktan hastalıkları alır. Atın tırnaklarına iyi bakmak gerekir.

İnsan azmayınca belâsını bulmaz

[G.S] Kişi toplumdaki yerini efendice koruduğu sürece etrafından saygı görür. Saldırgan ve kaba davranışlarda bulunursa toplum da ona cephe alır, gereken cevabı ağır olarak verir.

İnsan beşer, kuldur şaşar

[A] Tanrı insanları hiç eksiksiz yaratmamıştır. İnsan ne kadar eksiksiz görünmeye gayret etse de günün birinde hata veya hatalar yapabilir. Bunun içindir ki küçük hataları bağışlamak hoş görmek gerekmektedir.

İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde yaşar

[A] İnsanlar için doğduğu yerde hayatını sürdürmek büyük mutluluktur. Ancak bu her zaman mümkün olmaz. Geçimini sağladığı yer ise yaşamaya mecbur olduğu yerdir. Zamanla geçimini sağladığı yeri yurt edinir.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 8 sayfadan 4. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 2, 3, 4, 5, 6, Sonraki