Hakkını vermek

[D] Emeği ne ise karşılığını vermek. Gereken emeği, malzemeyi, gereci onun için harcamak.

Hâlden anlamak

[D] Durumunu anlayıp yardım elini uzatmak. Karşımızdaki kimsenin içinde bulunduğu şartları anlayıp hoşgörü ile davranmak.

Halep orda ise arşın burada

[D] Kişi her dediğini her yerde yapabilmelidir. Yapamadığı şeylerle öğünmek yersizdir. Daha önce çok iyi yapardım demek de yanlıştır. Aynı şartlar bugün de oluştuğu takdirde aynı şeyleri de bugün yapabilmelidir.

Hali duman olmak

[D] Çok kötü bir vaziyette olmak. Perişan olmak.

Hali vakti yerinde

[D] Kâfi derece para ve mal varlığına sahip olmak. Zengin sayılmak.

Hallaç pamuğu gibi atmak

[D] Toplu olarak bulunan kimseleri darmadağınık etmek. Toplu olarak bulunan şeyleri dağıtmak, birbirine karıştırmak.

Hallihamur olmak

[D] Bir maddenin, bir şeyin içinde eriyip onunla kaynaşmak, onunla bir olmak.

Ham armut gibi boğaza durur

[D] Sözünü keserek, hareketlerine engel olarak kişiyi sıkmak, işi zor duruma getirmek.

Ham ervah

[D] Yaptığı hareketlerle söylediği sözlerle olgun olmadığını belli eden, kaba, çiğ adam.

Hamı tatlı, yetkini acı

[A] Çocuklar küçüklüklerinde hem sevilirler hem de sorun yaratmazlar. Ama büyüdükleri zaman anne ve baba çocuklarının büyük sorunları ile karşılaşırlar. Bu durum onları üzer, kızdırır.

Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya âşık olur

[D] Şıpsevdi bir kişidir. Herkese çabucak gönül verir. Sevgisi kararlı değildir. Kısa zaman sonra da sevgisini unutur, vazgeçer.

Hamama giren terler

[A] Bir işe başlayan kimse o işin beraberinde getirdiği her türlü zorlukları da kabul etmek ve katlanmak durumundadır.

Hangi dağda kurt öldü

[D] Böyle güzel bir davranışta bulunmasının sebebi nedir acaba, nereden esti de böyle davranıyor.

Hangi gün vardır ki akşam olmasın

[A] Sonuçlanmayan bir iş, ihtiyarlamayan insan, bitmeyen güzellik ve servet, ün yoktur.

Hangi peygambere kulluk edeceğini şaşırmak

[D] Kime inanacağına, kimin sözünü dinleyip yerine getireceğine karar verememek, şaşkın olmak.

Hangi taş katı ise başını ona vurmak

[D] Bu iş yapılmaz veya bu kadar yapılabilir. Bu görevi benim yapmadığımı zannediyorsan üst makamlara başvurabilirsin.

Hangi taşı kaldırsan altından çıkar

[D] Her işde parmağı vardır. Her işi anladığını zanneder.

Hanım evlâdı

[D] Nazlı, çıtkırıldım. Üstüne düşülerek büyütülmüş kimse.

Hapı yutmak

[D] Kötü duruma düşmek, zor durumda kalmak.

Har vurup harman savurmak

[D] Bir maddeyi, parayı gerek olmadan, kendi durumunu da düşünmeden hesapsızca harcamak, tüketmek.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 10 sayfadan 2. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki