Eli ayağı dolaşmak

[D] Çok heyecanlanıp ne yapacağını bilememek. Şaşırmak.

Eli bayraklı

[D] Edepsiz. Kavgacı.

Eli boş

[D] Elinde işi olmamak, işsiz olmak.

Eli böğründe kalmak

[D] Çaresiz, iş yapamayacak durumda bulunmak, kalmak.

Eli cebine varmamak

[D] Parasını harcamaya kıyamamak. Para harcamak istememek.

Eli çabuk

[D] Bir işi çabuk yapan, çabuk bitiren.

Eli ermemek

[D] Aradaki mesafenin çok olması nedeniyle yetişememek.

Eli işde gözü oynaşta

[D] İş yapar gibi görünüp başka şeyleri düşünmek. Havai olmak.

Eli kulağında

[D] Çok yakında gerçekleşmesi beklenilen şey, iş.

Eli para görmek

[D] Para sıkıntısından kurtulmak. Önceleri parasızken daha sonra para kazanmaya başlamak.

Eli uzun dili uzun

[D] Hem hırsız hem küstah. Söz dinlemez, lâf anlamaz.

Eli yüzü düzgün

[D] Güzelce. Pek çirkin sayılmaz.

Elifi görse direk (mertek) sanır

[D] Okuyup yazması yok. Cahil.

Elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi

[D] Görünümü ve etkinliği ile etrafında kim olursa olsun etkisine alan, kimseye minneti olmayan, kendine fazla güvenen.

Elin ağzı torba değil ki büzesin

[A] Söylentilere, dedikodulara meydan vermemek lâzımdır. Bir defa başladı mı bir daha önünü almak, engel olmak ne yapılırsa yapılsın mümkün değildir.

Elin ayıbını söyleyen seninkini de söyler

[G.S] Başkalarının ayıbını eksik taraflarını söylemek doğru olmadığı gibi, söyleyeni de dinlemek doğru değildir. Bugün bir başkası için konuşan kişi yarın bizim için de aynı şeyleri söyler. Bunun için onu dinleyerek dedikodu yapmasını teşvik etmemek lâzımdır.

Elin gözündeki çöpü görür, kendi gözündeki merteği görmez

[D] Kendinde bulunan büyük kusurları görmezlikten gelip başkalarının küçük kusurlarını dedikodu konusu yapar.

Elin ile ver ayağın ile ara

[Ö] Çok yakınımız olamayan kimselere emanet bir eşya veya borç vermek doğru değildir. Zamanında getirmezler. Bunun için de kişi kendi parasını, eşyasını almak için büyük sıkıntılara katlanmak zorunda kalır. Belki de alamaz.

Elin tavuğu ele kaz, fındığı koz görünür

[A] - kini kendininkinden daha iyi ve güzel görür, sahip olmak ister. Kendi elindekinin ise hiçbir zaman kıymetini bilmez. Bu huy insanları huzursuz ve çekilmez yapar.

Elin terazisi yoktur

[A] İnsan ne kadar tarafsız olursa olsun yine de duygusal tarafları vardır. Bunun içindir ki el ile ölçümlerde tam olarak değerlendirmesinin imkânı yoktur. Yine insanlar istediklerini elde etseler de nasıl ve nerde duracaklarını genellikle pek bilmezler.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 8 sayfadan 4. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 2, 3, 4, 5, 6, Sonraki