Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur

[A] Verimin, ürünün bol olması gerekli çalışmaların tam ve zamanında yapılması ve gereken gereçlerin tam ve eksiksiz sağlanması ile olur.

Ekmeğine kan doğramak

[D] Üzüntü ve sıkıntı içinde olmak. Üzüntüye sıkıntıya katlanmak.

Ekmeğine yağ sürülmek

[D] Birisinin çıkarını kollamak. Yardım görmek. Ummadığı yardımı görmek.

Ekmeğini kazanmak

[D] Geçinmek, hayatını devam ettirmek için gerekli parayı kazanmak.

Ekmeğini taştan çıkarmak

[D] Hayatını çok zor şartlar altında kazanmak. Becerisi fazla olduğu için her ortamda geçimini temin etmek.

Ekmek çiğnemeyince yutulmaz

[A] Başlanılan bir işden çok iyi bir sonuç alınmak isteniyorsa, gerekli olan çalışmalar yapılmalıdır.

Ekmek elden su gölden

[D] Çalışıp gayret sarf etmeden başkasının kazancı ile geçinmek. Bedavacılık etmek.

Ekmek düşmanı

[D] Bir erkeğin eşi, karısı.

Ekmek kapısı

[D] Geçim sağlanan yer, para kazanılan çalışma yeri.

Ekten Dükten deli kıza kaftan

[D] Bir işi tam olmayan, eksik gedik araçları ile yapmak. Kırık dökük eşya ile intizam sağlamaya çalışmak. Değişik cins ve renkteki kumaşları birbirine ekleyerek yapılan uydurma elbise.

El, adamı cömert der maldan eder, yiğit der candan eder

[A] Bazı insanlar başkalarının sözüne aşırı değer verirler. Onların cömertsin sözü ile mallarını hesapsızca harcayıp fakir düşerler. Yiğitsin, kahramansın diyerek teşvik etmelerine kapılıp hiçbir sebep yokken ortaya atılırlar. Bu da bazen canlarından olmaları ile sonuçlanır.

El ağzına bakan karısını tez boşar

[A] Kişi özel yaşamında kendi düşünceleri ile hareket etmelidir. Başkasının düşünce ve uyarıları ile hareket edenler mutluluklarını tez yitirirler. Başkalarının yönlendirmesi ile iş yapanların hiçbir konuda başarılı olmalarına imkân yoktur.

El atına binen tez iner

[A] Çalışmalarımızın başarısında araç ve gereçlerin bizim olmasının büyük önemi vardır. Başkasının araç ve gereçleri ile iş yapanlar gereç ve araçların sahipleri tarafından geri istenmesi ile yarı yolda kalırlar. Başkalarının yetkisini kullanarak iş yapılmaz. Yetkinin asıl sahibi her an bu yetkisini geri alabilir.

El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz

[A] Yaşamımızda birbirinin yanında bulunup uyum sağlayan pek çok şey vardır. Bu varlıklar birbirini tamamlayarak bir bütünü oluştururlar. Ancak iki ailenin bir evde oturması mümkün değildir. Hiçbir zaman olumlu sonuç vermemiştir, vermez.

El elde baş başta

[D] Bu iş için gereken her şey yapıldı, harcandı ve hepsi bitti tükendi. Geriye hiçbir iş, hiçbir şey kalmadı.

El eli yıkar, el de yüzü yıkar

[A] İnsanlar birbirlerine yardım etmelidir. Siz birine yardım ederseniz o da başkasına yardım eder. Böylece birbirini anlayan, seven, mutlu bir toplum yaratılmış olur.

El elin eşeğini türkü çağırarak arar

[A] Bir kimsenin sıkıntısına çare bulmaya çalışanlar hiçbir zaman kendini sıkıntıya sokmaz. Karşısındakinin sıkıntısını, acısını benimsemez. Kendi keyfince hareket eder.

El eliyle yılan tut, onu da yalan tut

[A] Önemli bir işi başarmak isteyen kimse onu başkasına yaptırmamalı, bizzat kendisi meşgul olmalıdır. Başarı böylece, tam olarak elde edilir.

El ermez göz görmez

[D] Meydana gelmiş bir olayı görmek, o olayla ilişki kurmak uzaklık nedeni ile mümkün değildir. İsteseniz de yapamazsınız.

El etek çekmek

[D] O işle artık hiç uğraşmamak.
Sitesi.WEB.TR © 2010
Toplam 8 sayfadan 2. sayfadasınız, sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki